Hekimler İçin Olmak Ya da Olmamak!
İyi bir hekim olmak Tıbbiyeli olan herkesin hayalidir. Bir
nevi rütbesiz generallik gibi bir şey diyebiliriz. Dünyanın her yerinde hazık
(yani mesleğini iyi yapan) hekime ihtiyaç bitmez. İnsan en önemli varlığı olan sağlığını
işinin ehli birisine teslim etmek ister…
Biz hekimlerde yakınlarımız ciddi bir sağlık sorunu ile
karşılaştığında en güvendiğimiz arkadaşlarımıza başvuruyoruz.
Hazık hekim olmanın birçok avantajı var. Mesela;
Çok hastanız olur, tecrübeniz artar, her yerde aranan kişi
olursunuz;
Akademik yönünüz varsa, büyük hasta serileri
yayınlayabilirsiniz.
Ulusal/uluslararası tanınırsınız;
Tıp endüstrisi peşinizde koşmaya başlar.
Özel çalışıyorsanız iyi kazanırsınız;
Diğer hekimler size imrenirler, sizi örnek almaya
çalışırlar.
Ama her iyi ve güzel görünen şey gibi dezavantajları da var.
Mesela;
Hasta sayısı çok arttığında hizmet kaliteniz azalır, her
yere yetişemezsiniz;
Sistem kurmanız ve pratiğiniz büyütmeniz gerekir; bu da
hasta-hekim samimiyetini yok eder. Artık kimseyi hatırlamazsınız.
Profesyonel hale gelirsiniz. Oysa bir hekimin hastasına
ismiyle hitap etmesi, süreçlerini hatırlaması hem hasta hem de hekim için çok özel bir etkileşimdir.
Her büyüyen ve göze batan şeye haset edilir, düşman olunur.
Eğitime ayırdığınız vakit gittikçe azalır.
Bilimsel çalışmalarınız sadece büyük sistemi destekleyecek
konularda olmaya başlar.
Ailenize daha az vakit ayırabilirsiniz;
Tabiri caizse kafanızı kaşıyacak vakit kalmaz.
…
Aslında olması gerekenler aşağıda;
Çok hasta tedavi etmek evet! Ama iyi bir takım olarak ve çok
sayıda adam yetiştirerek. İlmi ve bilimi kendine saklamadan bilgiyi yeni nesle
aktarmak, onlara kendilerini göstermeleri için fırsat vermek.
Az da olsa kaliteli ve düzenli bilimsel çalışmalar yapmak;
bilimi, bilgi üretmeyi bir vazife olarak belirlemek! Bilim hekimin kendi
sonuçlarını analiz etmesini, üzerine düşünmesini ve akabinde mesleki
uygulamalarını iyileştirmesini sağlar.
Bir gelenek oluşturmak! Bu gelenek tıbbi pratik, hastalara
davranış şekli, bilimsel düşünce metodu, bilgiyi aktarma gibi şeyleri benliğinizde
birleştirmek ve sizden sonraki nesillere örnek olmak demek.
Ailenize muhakkak ama muhakkak kaliteli vakit ayırmak! O
süre zarfında başka hiçbir şeyle ilgilenmemek.
Her milletin/devletin olduğu gibi iyi hekimin de bir altın çağı
vardır… Günümüzde bereketi olmayan zaman, her şeyi çok hızlı eskitiyor ve
unutturuyor.
Cemil Topuzlu Paşanın 1900’lü yılların başındaki
ameliyatlarını okuduğumda ne büyük bir cerrah olduğunu, zamanın İstanbul’unda
onun ismini herkesin bildiğini anlıyorum. Şimdi ise ismi Cerrahpaşa’da bir
klinik’ten ibaret… Diğer yerlerdeki ismi (Cemil Topuzlu sahnesi, caddesi vs)
Şehremini (Belediye başkanlığı) görevi nedeniyle verilmiş.
Günümüzde bizi tercihlere zorluyorlar; oysa tercihe ne
hacet! Çalışıp, gayret edip ne olabiliyorsan onu olmak lazım! Sadi Şirazi, Bostan’ında
yine çok güzel söylemiş;
“İyi düşünen insanın yanında dünya
çerçöp gibi değersizdir. Çünkü her zaman başka kimseye mekân olmuştur.”
Onlarca kişi Cemil Paşa'nın ameliyatını seyrediyor... Böyle eski resimler zamanın geçiciliğini çok güzel gösteriyor.
Yorumlar